Skip to main content

DÜNYAYI SARSAN KOMPLO TEORİLERİ

DÜNYAYI SARSAN KOMPLO TEORİLERİ


Atatürk'ü kim öldürdü?
Mustafa Kemal Atatürk, Masonlar tarafından öldürüldü. Masonlar, localarını kapatıp faaliyetlerine son verdiği için Atatürk’e düşmandılar ve kendilerinden olan doktorlar vasıtasıyla yavaş yavaş zehir verip ölümüne sebep oldular.Getirtilen Mason doktor , Atatürk’ü zehirledi.

AIDS VİRÜSÜ
AIDS virüsü, 1974 yılında genetik mühendisler tarafından yaratıldı. Afrika'da başarılı bir deneyde katil vir virüsle yaratıldığına inanılan AIDS'in CIA ve KGB tarafından dünyanın nüfusunu azaltmak için yapıldığına inanılıyor.

KÜRESEL ISINMA YALAN MI?
Bazı iklim bilimcileri , küresel ısınmanın komplo olduğuna ve yüksek vergiler getirebilmek için dünya nüfusunu yumuşatmak için çıkartılmış olduğuna inanıyor.

SALDIRI YAPILACAĞI BİLİNİYOR MUYDU?
Komplo teorisyenleri dünyayı büyük bir savaşa sürükleyen Pearl Harbour baskınının ABD Başkanı Roosevelt tarafından daha önceden bilinmesine karşın saklandığını düşünüyor. ABD'nin savaşa girmesine karşı olan Avrupalıların, ABD'ye ihtiyaç duyması için de saldırının bilinmesine rağmen önlem alınmadığına inanıyor

İSA EVLENDİ Mİ?
Dan Brown'un Da Vinci Şifresi eserinden sonra ortaya çıkan bir görüşe göre, İsa, Mary Magdalena ile evlendi ve bir çocuk sahibi oldu. Fransa'ya göç ettiği düşülülen İsa'nın Sion manastırında yaşadığına inanılıyor.

9/11
11 Eylül 2001 yılında tüm dünyada dengeleri değiştiren İkiz Kuleler saldırısının ABD'nin sorumluluğu olduğuna inananların sayısı oldukça fazla. ABD hükümetinin saldırıdan daha önce haberdar olduğunu düşünen komplo teorisyenleri, Ortadoğu'da savaşların başlatılabilmesi için hiçbir önlem alınmadığına inanıyor. Birçok tanığın, uçakların İkiz Kuleler'e çarpmadan önce patlama sesleri duyduğunu söylemeleri, bu teoriyi birçok kişi için doğrular nitelikte.

Marmara depremi suni miydi?
17 Ağustos 1999 depreminin ardından çeşitli senaryolar yazıldı. En çok dikkat çekeni ise Feature Times’da yayınlanan bir araştırma oldu. Bu senaryoya göre, San Andreas fay hattında meydana gelebilecek büyük bir depremin Amerikan ekonomisine çok büyük zarar vereceğini bilen ABD, yerkabuğundaki değişimleri izleyerek büyük depremi küçük depremler haline dönüştürmenin yolunu bulmuştu. Yıllar önce Sırp asıllı Amerikalı bilimadamı Nicola Tesla tarafından geliştirilen bu düşük frekanslı elektromanyetik ışınımla yüksek enerji nakli" tekniğini, hem Ruslar hem de Amerikalılar uzun zamandır bir silah olarak kullanmanın yolunu arıyorlardı. Bu yöntemle, çok uzaktan, hatta uzaydan geniş alanlarda tahribat yapabileceklerdi. Ancak Pentagon yıllardır çok güçlü bir silah geliştirmek amacıyla üzerinde çalıştığı bu projeyi, bir yandanda barışçı "deprem indirgeme" sistemine uygulamak suretiyle tepkileri azaltmayı ve fonlama devamlılığını sağlamayı amaçlıyordu. Bu nedenle proje önce Avustralya'nın çıplak ve seyrek nüfuslu kırsal bölgelerinde denendi ve geliştirildi. Daha sonra bunun deprem bölgelerinde denenmesine sıra geldi. Bu araştırmalar Amerika' da HAARP ve diğer askeri tesislerin kumanda merkezlerinde yürütülüyordu. Bu arada, Türkiye, Japonya ve benzeri deprem bölgelerinde de sismik ağ şebekeleri kurularak bu bölgelerin tektonik verileri saniyesi saniyesine devasa bilgisayarların kayıtlarına gönderilmeye başlandı. Ve gün geldi bu sistem Türkiye'de denenmek istendi. ABD'nin asıl hedefi, Kuzey Anadolu fay hattındaki deneyden elde edeceği tecrübe ve bulguları, San Andreas fay hattına uygulamaktı. Bu iş yine çok yüksek askeri gizlilik taşıdığından yürütme işi İsrailli uzmanlara verilmişti. Gerekli makine ve donanım gizlice denizaltılarla Gölcük üssüne getirilerek oradaki yeraltı ve denizaltı korunaklarına kuruldu. Gece saat tam 03:00 da düğmeye basılacaktı. 1-2 dakika içinde de oluşturdukları enerjiyle Marmara'nın altındaki tektonik tabakayı zayıf yerlerinden kırıp, aylardır oluşan basıncı dışarı atacaklardı. Böylece büyük bir deprem önlenmiş olacaktı. Ama 45 saniye süren deprem, beklenenin 10 bin kat üstünde bir güçle meydana geldi.

Özal'ın ölüm nedeni suikast mı?
Türkiye’nin 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal 17 Nisan 1993’te hayatını kaybetti. Özal’ın vefatının ardından ölüm nedeniyle ilgili tartışmalarda başladı. Turgut Özal’ın eşi Semra Özal “Büyük Türk birliğini gerçekleştirmek istiyordu. Bu nedenle öldürüldü” sözleri de Turgut Özal’ın ölümünün bir cinayet olduğu söylentilerini güçlendirdi. Semra Özal`ın, Cumhurbaşkanı Özal`ın zehirlenme sonucu öldüğü iddialarını araştıran savcılık, takipsizlik kararı verdi. Savcılık, Özal`ın kalp yetmezliğinden öldüğünü açıkladı. Özal’a 18 Haziran 1988 Cumartesi günü Ankara Atatürk Spor Salonu'nda Anavatan Partisi'nin 2. Olağan Kongresi'nin düzenlendiği sırada da suikast girişiminde bulunulmuştu.

Ay'a hiç inilmedi mi?
Uzay söz konusu olduğunda komplo teorisinden geçilmez. Çünkü uzay araştırmalarına ve elde edilen bilgilere erişimi olan birkaç ülke ve bu ülkelerin ilgili kurumlarında belirli sayıda uzman vardır. Böyle olunca da her kafadan çıkabilecek sesleri engellemek zordur. Tarihte uzayla ilgili belki de en çarpıcı komplo teorisi, Ay’a hiç ayak basılmadığıdır. Pek çok kişinin uzun süredir ‘gerçek’ olarak kabul ettiği teoriye göre ABD’nin Apollo 11 uzay aracıyla Ay’a gönderdiği ve 20 Temmuz 1969’da Ay’a ayak bastığı bilinen ekibin aslında uydumuza hiç inmediği, hatta Ay’a hiç gidilmediği yönünde. Teorisyenler, Ay’a ayak basan Neil Armstrong ve Edwin Aldrin’in Ay yrine Nevada Çölü’ndeki bir açık fotoğraf stüdyosuna ‘indirildiği’ inancında.



Comments

Popular posts from this blog

OSMANLI PADİŞAHLARININ ANNELERİNİN KAÇI TÜRK?

Osmanlı padişahlarının annelerinden, Türk ve Müslüman olmayan ailelerden gelenlerin bulunduğu bir gerçektir. Ancak bunlar çok küçük yaşlarda Saray'a alınmışlar, Türk ve İslâm gelenekleri ile padişah hanımı ve padişah annesi olacak şekilde yetiştirilmişlerdir. Türk-İslâm kültürü ile yoğrulan bu hanımlar asıllarını tamamen unutmuş ve kendilerini samimiyetle bu milletten saymışlardır. Bu gruba giren az sayıdaki anneden Safiye Valide Sultan dışında ana dilini unutmayanı yoktur. 36 annenin tamamı iyi birer Müslüman olup ibadetlerini titizlikle yapmışlardır. Hatta bir kısmı, oğulları gibi tasavvufî bir meşrebe mensup idi. Görüleceği gibi söz konusu annelerin kökeni Türkse Türk, Ukransa Ukran, Rumsa Rum olarak belirtilmiştir. Ailesi hakkında bilgi olmayanlar da bu şekilde işaret edilmiştir. Artık bunun ötesinde, hakkında kesin bir belge olmadığı halde, istisnasız bütün annelere gayrimüslim bir köken uydurup birer de yabancı isim takıvermek tarih bilimi bakımından geçersiz olup iltifat ed...

İNSAN HAKLARININ ANLAM VE ÖNEMİ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1950 yılında aldığı kararın ardından 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık günü İnsan Hakları günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. 62 yıl önce kabul edilen ve 300'den fazla dile tercüme edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bugün uluslararası kabul görmüş birçok temel hak ve hürriyetin temelini oluşturmuştur. İnsan Hakları Beyannamesi 30 maddeden oluşmuştur. Bu beyanname insana değer veren, özgürlük, eşitlik tanıyan duyurudur. İnsan hakları sorunu, bütün ülkelerin gündemindedir. Bütün ülkelerin hükümetleri, insan hakları ihlallerine meydan vermemeyi başlıca görev olarak kabul etmek durumundadır. Ancak insan haklarının korunması görevi, sadece Hükümetlerin başarabileceği bir iş değildir. Bu görev, bütün kuruluşların, bütün insanların işbirliğini gerektirmektedir. Bu çerçeve içerisinde, insan hakları bilincinin ve insan haklarının tam olarak benimsenerek, uygulanması için gerekli sorumluluk duyg...

Adnan Menderesin Son Mektubu

""Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950'de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız. Ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes'in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen duam (bu kelimenin üzeri çizilip merhametim yapılmıştır) sizlerle beraberdir.""