Skip to main content

AVRUPA'DA UYUŞTURUCU SORUNU

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığını İzleme Merkezi, Avrupa Birliği ülkelerinde kokain kullanımının arttığını saptadı. Aşırı dozdan hayatını kaybedenlerin sayısı yılda 7 ila 8 bin kişiye ulaştı.

Avrupa'da esrar kullanımı duraklarken kokain adeta patladı.
 

Avrupa Uyuşturucu ve Uyuşturucu Bağımlılığı İzleme Merkezi (EMCDDA) 2007 yılı raporunu açıkladı. Avrupa Birliği ülkelerinde uyuşturucu tüketimine ilişkin verilerin yer aldığı raporda, kokoin kullanımında büyük artış görüldüğü belirtiliyor. Raporda, 2005 yılında 3,5 milyon kişinin kokain kullandığı Avrupa’da 2006 yılında ise bunun 4,5 milyona yükseldiği bilgisi yer alıyor. Ve bu da Avrupa Birliği ülkelerinde yetişkinlerin yüzde 4’ünün hayatlarında en az bir kez kokain kullanmış olduğu anlamına geliyor. Raporda AB'de 2005 yılında ele geçirilen kokain miktarının da 107 ton olduğu ifade edilirken, bunun da 2004 yılına göre yüzde 45'lik bir artış olduğu vurgulanıyor.

Esrardaki artış durdu
Bu artışın nedenini, kokainin diğer yaygın uyuşturucular gibi ucuzlaması ve Avrupa çapında erişiminin daha kolay hale gelmesi olduğuna dikkat çeken uzmanlar, en büyük sorunun ise kokainin özellikle alkol ya da eroinle birlikte kullanımı olduğunu ve bu durumda büyük sağlık sorunları yaşandığını belirtiyor. Raporu hazırlayan uzmanlardan Wolfgang Götz, uyuşturucu sorununu çözme konusunda ise ilerleme sağlanamadığını dile getirirken, ancak en azından esrar kullanımı konusunda iyimser olabildiklerini ifade ediyor. Zira raporda, AB ülkelerinde son 10 yılda eroin kullanımının azaldığı, esrar kullanımındaki artışın ise durduğu belirtiliyor.

Avrupa ülkelerinde 3 milyon kişinin hemen her gün esrar içtiği kaydedilen raporda, esrarın İspanya, Çek Cumhuriyeti, Fransa, İtalya ve İngiltere de ise hala en çok kullanılan uyuşturucu olduğu vurgulanıyor. Örneğin İspanya’da 15 – 34 yaş arası gençlerin beşte biri haşhaş ya da marihuana kullanıyor.

AB’nin hedefleri

Ve uyuşturucuya bağlı ölümler... Raporda uyuşturuya bağlı ölümlerin arttığı belirtiliyor. Raporda, yılda 7 ila 8 bin kişinin aşırı doz nedeniyle hayatını kaybettiği, AB ülkelerinde uyuşturucuya bağlı ölümleri azaltma hedeflerine ulaşamama riski bulunduğunu vurgulanıyor. Ayrıca 2005 yılında uyuşturucu kullanımı sırasında 3500 kişinin de AIDS'e yakalandığını belirtilerek, 200 bin kişinin HIV ile yaşadığını kaydediliyor.

Devletten bağımlılara tedavi imkanı
Avrupa ülkelerinde bir yandan uyuşturucu kullanımıyla mücadele devam ediyor. Resmi kurumların ya da sivil toplum örgütlerinin girişimiyle kurulan merkezlerde bağımlılara tedavi olanakları sunuluyor. Bu merkezlerden biri de Köln’de. 10 bin uyuşturu bağımlısının yaşadığı Köln’de özellikle eroin kullananlar için oluşturulan bir eroin ambulansı denilen bir merkezde hizmet veriliyor. Bu ambulansta tedavi olan eski bir bağımlı Peter, eroinden artık vazgeçtiğini  söylüyor: “... Şu anda sosyal bir hayatım ve yeniden bir evim var. Çalışabiliyorum, vücudum ve kafam normal fonksiyonlarını yeniden yerine getiriyor. Ayrıca insanlarla bana ne olduğu konusunda ve daha önce gizlediğim şeyler hakkında açıkça konuşabiliyorum....”

Comments

Popular posts from this blog

OSMANLI PADİŞAHLARININ ANNELERİNİN KAÇI TÜRK?

Osmanlı padişahlarının annelerinden, Türk ve Müslüman olmayan ailelerden gelenlerin bulunduğu bir gerçektir. Ancak bunlar çok küçük yaşlarda Saray'a alınmışlar, Türk ve İslâm gelenekleri ile padişah hanımı ve padişah annesi olacak şekilde yetiştirilmişlerdir. Türk-İslâm kültürü ile yoğrulan bu hanımlar asıllarını tamamen unutmuş ve kendilerini samimiyetle bu milletten saymışlardır. Bu gruba giren az sayıdaki anneden Safiye Valide Sultan dışında ana dilini unutmayanı yoktur. 36 annenin tamamı iyi birer Müslüman olup ibadetlerini titizlikle yapmışlardır. Hatta bir kısmı, oğulları gibi tasavvufî bir meşrebe mensup idi. Görüleceği gibi söz konusu annelerin kökeni Türkse Türk, Ukransa Ukran, Rumsa Rum olarak belirtilmiştir. Ailesi hakkında bilgi olmayanlar da bu şekilde işaret edilmiştir. Artık bunun ötesinde, hakkında kesin bir belge olmadığı halde, istisnasız bütün annelere gayrimüslim bir köken uydurup birer de yabancı isim takıvermek tarih bilimi bakımından geçersiz olup iltifat ed...

İNSAN HAKLARININ ANLAM VE ÖNEMİ

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1950 yılında aldığı kararın ardından 1948 yılında İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin kabul edildiği 10 Aralık günü İnsan Hakları günü olarak kutlanmaya başlanmıştır. 62 yıl önce kabul edilen ve 300'den fazla dile tercüme edilen İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bugün uluslararası kabul görmüş birçok temel hak ve hürriyetin temelini oluşturmuştur. İnsan Hakları Beyannamesi 30 maddeden oluşmuştur. Bu beyanname insana değer veren, özgürlük, eşitlik tanıyan duyurudur. İnsan hakları sorunu, bütün ülkelerin gündemindedir. Bütün ülkelerin hükümetleri, insan hakları ihlallerine meydan vermemeyi başlıca görev olarak kabul etmek durumundadır. Ancak insan haklarının korunması görevi, sadece Hükümetlerin başarabileceği bir iş değildir. Bu görev, bütün kuruluşların, bütün insanların işbirliğini gerektirmektedir. Bu çerçeve içerisinde, insan hakları bilincinin ve insan haklarının tam olarak benimsenerek, uygulanması için gerekli sorumluluk duyg...

Adnan Menderesin Son Mektubu

""Sizlere dargın değilim. Sizin ve diğer zevatın iplerinin hangi efendiler tarafından idare edildiğini biliyorum. Onlara da dargın değilim. Kellemi onlara götürdüğünüzde deyiniz ki, Adnan Menderes hürriyet uğruna koyduğu başını 17 sene evvel almadığınız için sizlere müteşekkirdir. İdam edilmek için ortada hiçbir sebep yok. Ölüme kadar metanetle gittiğimi, silahların gölgesinde yaşayan kahraman efendilerinize acaba söyleyebilecek misiniz? Şunu da söyleyeyim ki, milletçe kazanılacak hürriyet mücadelesinde sizi ve efendinizi yine de 1950'de olduğu gibi kurtarabilirdim. Dirimden korkmayacaktınız. Ama şimdi milletle el ele vererek Adnan Menderes'in ölüsü ebediyete kadar sizi takip edecek ve bir gün sizi silip süpürecektir. Ama buna rağmen duam (bu kelimenin üzeri çizilip merhametim yapılmıştır) sizlerle beraberdir.""